Şükür Psikolojisi: Azla Mutlu Olma Sanatı

Okuma Süresi: 2–3 dakika

Modern dünya bize sürekli daha fazlasını aramamız gerektiğini fısıldıyor: daha çok eşya, daha çok para, daha çok övgü… Fakat Kur’an’ın ve sünnetin öğrettiği hakikat şudur: Gerçek mutluluk “daha çokta” değil, “olanı fark etmekte” saklıdır. Şükür, insanın elindeki nimetleri yeniden görmesini sağlayan ruhsal bir berraklıktır.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım.”
— İbrahim Sûresi, 14/7

Bu ayet, şükrün sadece bir duygu değil; nimeti çoğaltan ruhsal bir yas olduğunu bildirir. Şükreden insan, sahip olmadıklarına değil; sahip olduklarına odaklanır. Ve odak nereye dönerse, kalbin huzuru da orada çoğalır.

Peygamber Efendimiz ﷺ ise şükrün pratiğini şöyle öğretmiştir:
“Sizden daha aşağı durumda olanlara bakın; üzerinizde olanlara değil.”
— Müslim, Zühd, 9

Bu, kıyasın yönünü değiştiren büyük bir psikolojik anahtardır. Sosyal medya, reklamlar ve modern rekabet ortamı bizi sürekli “üst basamağa” baktırır; kıyas arttıkça tatminsizlik de artar. Oysa Efendimiz, gönül huzurunun “aşağıya bakma” bilincinde saklı olduğunu söyler. Bu bakış, isyanı söndürür; kanaati ve huzuru büyütür.
Şükür aynı zamanda zihinsel hijyendir. “İyi olanı görme” kasını güçlendirir. Çünkü insanın düşünceleri tekrar ettikçe duygulara dönüşür. Sürekli nimetleri fark eden kişi, hayatının çoğunun aslında güzel olduğunun farkına varır. Sadece bir “elhamdülillah” bile kalbi karanlıktan ışığa çıkarabilir.

Şükür, fakirliği azaltmaz; fakirliği hissetmemeyi sağlar. Nimetleri artırır, ruhu hafifletir, hayatı güzelleştirir. Mutluluk için bazen tek gereken şey, sahip olduklarımıza yeni bir gözle bakmaktır:
“Az da olsa var — ve bu, şükre değer.” 🌿

— Nurvah

Bloga dön